Egzama kremini kendin yapmak ister misin?

Stres eğer hayatınızın bir parçası haline gelmeye başladıysa bedeninizin de sizi uyarmaya başladığı ilk yer cildiniz olur. Gerek düzensiz beslenmenin gerekse stres dolu geçen günlerinizin bedeniniz içerisinde ve organlarınızda yarattığı değişimi cildinizde ki farklılarla çok rahat anlayabilirsiniz. Egzama da strese bağlı cilt problemleri arasında listenin en başlarında yer alıyor diyebiliriz. Eğer bu tarz bir sıkıntınız varsa tabi ki öncelikle cilt doktorunuzun teşhis ve tedavisiyle ilerlemeniz en doğru seçenek fakat farklı bir alternatif neden olmasın diyorsanız egzama için yaptığım krem tarifime bir göz atın derim. Avustralya’da katıldığım kursların birinde öğrendiğim bu tarifi çevremde egzama için alternatif olarak ya da hassas ciltlere sahip kişiler için özellikle son bir yıldır öneriyorum.

 

 

Malzemeler;

  • 1/4 bardak yulaf (toz haline getirilmiş)
  • 3/4 bardak organik hindistan cevizi yağı
  • 10 damla biberiye yağı
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı

 

Method;

1.Hindistan cevizi yağını ufak bir tavada eritin (yaklaşık 20 saniye kadar).

2.Bu karışıma 10 damla biberiye yağı ekleyin ve yulaf ile karıştırın.

3.Bu karışıma zeytinyağını ekleyin ve iyice karıştırın.

4.Krem kabı olarak kullanabileceğiz cam bir kaba karışımı boşaltın ve buzdolabında bir süre bekletin.

 

Not; Bedeniniz strese semptom düzeyinde cevap vermeden müdahale etmek ve problemlerin önüne geçmek en doğru yol unutmayın.

 

Sevgiler

 

Berna

3 Aşamalı Sağlık Protokolümden Birkaç Madde

Avustralya da ve Türkiye de (online olarak) yaşam koçluğu yaptığım müşterilerime uyguladığım 3 Aşamalı protokolümün 1. Aşamaşından birkaç maddeyi bugün sizlerle paylaşmak istedim. Holistik bir yaklaşımla hazırladığım bu protokoller her bireye ve ihtiyaçlarına göre farklılık gösterse de genel olarak herkesin fayda sağlayacağını umduğum  bir kaç maddeyi sizinde hayatlarınıza katmanızı öneririm.

 

  • Her sabah rutininize mutlaka limonlu suyu ekleyin.
  • Akşam yemeğinizden 30 dakika önce 1 tatlı kaşığı organik elma sirkesini su ile karıştırıp içerek sindirim sisteminizi ateşleyebilirsiniz.
  • Antibiyotik kullanmaya başlarken defalarca düşünün!!! Gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımının bağışıklık sistemine ağır zararlar verdigini ve daha sonra ki yaşamsal nedenli antibiyotik kullanımlarınızı riske soktuğunu aklınızdan çıkarmayın.
  • Her gün ara öğün olarak bir bardak  yeşil çay tüketin. Yapılan araştırmalarda, günde en az 1 kupa yeşil çay içilmesi halinde kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskinin azaldığı, total kolesterolün yeşil çay içmeyenlere göre yüzde 11 civarında düştüğü gözlemlendi. Yeşil çay, antioksidan etkisinden dolayı, kolon, göğüs, küçük hücreli akciğer kanseri, prostat kanseri gibi kanserlere karşı koruyucu etki sağlıyor.
  • Kilo kontrolü için şu formülü tabaklarınıza uygulayın 1/4 protein, 1/4 karbonhidrat, 1/2 sebze ve kilo vermek istiyorsanız öğleden sonra 15.00 itibariyle karbonhidrat tüketmeyin.
  • Buğday çimi suyunu haftada bir kez tüketmeye çalışın. Evde kolaylıkla yetiştirilebilen buğday çiminin faydaları saymakla bitmiyor.
  1. 30 ml taze sıkılmış buğday çimi suyu yaklaşık 1 kg yeşil sebze ile aynı besin değerini taşır.
  2. Buğday çiminin kimyasal bileşimi kana çok benzer ve harika bir kanser ilacıdır.
  3. Buğday çimi bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir.
  4. Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunur.
  5. Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
  6. Sıvı oksijenle dolu olan buğday çimi, doğanın en güçlü anti kanseri olan ‘laetril’ içermektedir.
  • Şeker ve tuzu sağlık alternatiflerle değiştirin. Şeker yerine stevia ya da esmer şeker, sofra tuzu yerine ise himalaya tuzu kullanın.
  • Beyaz ekmekten uzak durun, mümkünse glutensiz ekmekleri ya da tam buğday ekmeğini tercih edin.
  • Yemeklerinizin yanında sıvı tüketmemeye özen gösterin. Neden mi? Midenizin yapısında bulunan ve sindirime yardımcı olan gastrik asit (Hidroklorik asit, Potasyum klorit..) yemek esnasında tükettiğiniz sıvıların etkisiyle sindirim anında yetersiz kalır ve besinleri gerektiği şekilde parçalayamaz. Bu nedenle yemeklerinizden 20 dakika önce ve 20 dakika sonra su içmemeye, sıvı tüketmemeye özen gösterin.
  • Her öğününüzde proteini ihmal etmeyin. Tahin ve kinoa da protein kaynakları unutmayın.

 

 

Hep Yoga yapın, hadi yogaya başlayın diye gerek çevreme gerekse beni takip eden herkese yıllardır yogayı tavsiye ediyorum. Fakat bunun nedeni yoga eğitmeni olmamdan ziyade bir fizyoterapist olarak terapi boyutunda yogayı yıllardır hastalarıma  uygulamam ve üzerine de pek çok araştırma yapmam. Yıllar önce yoga eğitmeni olmaya karar verdiğimde Avustralya da eğitmenlik veren tüm stüdyoları ve akademileri tek tek gezip hep şu soruyu sordum;  Peki ama nasıl? Yoga nasıl olurda böbrek üstü bezlerden salgılanan stress hormonu kortisol salımını azaltabiliyor, peki ama yoga ile nörolojik hastalıklar arasında nasıl bir ilişki var? Yoga tiroid bezi fonksiyonunu nasıl düzenleyebiliyor, karaciğer ve yoga arasında ki bağlantıyı bana açıklayabilir misiniz? Tahmin edersiniz ki tüm bunlara benzer onlarca soruların cevaplarını aramam ve yogayı bir sağlık uygulayıcı olarak bu anlamda degerlendirmem kaçınılmazdı. Amacım yoga eğitmenliğini bir meslek olarak uygulamaktan ziyade holistik (bütünleyici) sağlığa inan biri olarak kendi hastalarıma ve öğrencilerime bu terapi yöntemini nasıl uygulayacağımı öğrenmekti. Bu aramalarım doğrultusunda Avustralya’da  yoga terapiye bakış açıları ile beni oldukça etkileyen Moksha Yoga ekibi ile tanıştım.  Tabi ki akademi, başvuran ilk yabancı ögrenci olmam nedeniyle başlarda programa beni dahil etmekte kararsız kaldı. Melborne de pek çok doktorun, fizyoterapistin ve sağlıkçının programa dahil olabilmek için sırada beklediğini düşünürsek benim kabul almakta zorlanmam pekte garip değildi. Sonunda 3 ay uğraştan sonra hayatımı değiştiren ve mesleğimi uygulayışıma ve  yaklaşımıma yeni bir boyut kazandıran yogayı çok yakından tanıma şansı buldum. Üniversite hayatımda bile bu kadar zorlanmadığım haftalık araştırma ödevleri, onlarca okunan akademik makale, toplamda 20 bin kelimeye ulaşan yazdığım makaleler ile adım adım yoga terapiyi inceledim. Kısaca yoga hayatıma tarifsiz değerler kazandırdı ve sadece terapi boyutunda değil, yaşama olan farkındalığımı arttırması ve bana sunduğu eşsiz yolculuk özetleyebileceğim birkaç faydası. Avidya Yoga’da başlangıç sınıflarımda her zaman söylediğim gibi beyninizin tamamen kablolardan ibaret olduğunu düşünün ve bu kabloları oturup ayırmazsanız ve bu karışıklığı ortadan kaldırmazsanız bu kablolar stresle, zamanla aşınacak  ve bir trafonun patlaması gibi semptom düzeyine ulaşam hastalıklarla size geri dönecek. Doktora gittiğinizde kağıdın üzerinde tanısı konmuş bir hastalık olarakta hayatınızda yer bulacak. Yaşam koçluğu yaptığım kişilere söylediğim gibi evinizi su basınca halıları yıkarım, suyu boşaltırım temizlerim geçer diyip kestirip atmıyorsanız ve kaynağını bulmaya çalışıyorsanız kendinize de bir zahmet aynı özeni gösterin. Evi su basmadan, kablolar aşınıp trafoyu patlatmadan, kağıt uzerine dökülmüş hastalıklar karşınıza çıkmadan lütfen bugün birşeyler yapmaya başlayın ve hastalıkların engellenmesinde ve tedavisinde bizlere rehberlik eden 5000 yıllık bir bilimi, yogayı bir an önce hayatınıza sokun. Bende hiçbir şey yok çok sağlıklıyım diyenler şu soruları sorun kendinize;
*Ne kadar tükettiğiniz ya da ne kadara sahip olduğunuz hiç önemli olmadan  hep daha fazlasını mı istiyorsunuz ve herşeyin daha iyisini,  en son modelini satın almak için mi uğraşıyorsunuz? Ama yine de mutlu değil misiniz?
*Memnuniyetsiz ve mutsuz musunuz? Stres, öfke, açgözlülük, depresyon, karamsarlık…Tanıdık geldi mi?
 *Hep birşeylerin eksik olduğu duygusunu mu yaşıyorsunuz? Bu eksikliği gidermek için ise daha da fazla satın alıp, daha da fazla mı biriktiyorsunuz?  Ayakkabılar, kıyafetler, çantalar adını siz koyun!
*Yoksa herşey mükemmel olsun diye uğraşanlardan mısınız? Eşim, çocuğum , işim bedenim herşey harika olmalı olmasa da oyle gözükmeli diyenlerden misiniz?
*İnsanların hakkınızda ki düşünceleri gününüzü ya da hayatınızı şekillendiren “hayatta umurumda olmaz” desenizde içten içe sizi etkileyen bir unsur mu?
Bunlardan sadece birine bile EVET diyorsanız yogayı hayatınızın bir parçası haline getirmek için daha fazla beklemeyin derim. Yoga sadece mat üzerinde uygulanan bir disiplin değil günlük hayatımızda yüzleştiğimiz tüm bu engellerle mücadelemizde ruhsal gelişimimize ışık tutan, hayatın her alanında uygulayabileceğimiz bir rehber. Gerçekten size bu eğitimi verebilecek doğru kişilerle ve doğru yerlerde yogayı tecrübe ederseniz bir daha yaşamınızdan eksik etmek istemeyeceğiniz harika bir yolculuğa adım atmış olursunuz.
Namaste

Son günlerde maillerde ve mesajlarda bana en çok sorulan soru şu; “Daha sağlıklı olabilmek için nereden başlayabilirim?”
Tabi ki sağlıklı bir hayat önce mutfağınızda başlar ama benim bundan da önce en çok önem verdiğim ve yaşam koçluğu yaptığım kişilere hazırladığım programda ilk sıraya koyduğum konu uyku düzeni. Kaliteli bir uykunun bedeni hücresel düzeyde yeniden şarj ettiğini ve 8 saat gece uykusunun bağışıklık sisteminiz için ne kadar önem taşıdığını sanıyorum yazmama bile gerek yoktur. Uyu demek elbette kolay ama peki uyku problemi yaşıyorsanız neler yapabilirsiniz? Bugünden itibaren uygulamaya başlayabileceğiniz ve benimde uyku sorunu çeken müşterilerime tavsiye ettiğim 10 öneri;
1. Akşam saatleri bedenimizin kendini dinlenme moduna aldığı saatlerdir ve bu saatlerde gerek beyninizi gerekse bedeninizi aşırı derecede yormaktan kaçının. Yorucu egzersizleri, cep telefonunuz ile yapışık geçirdiğiniz saatleri, sosyal medya hesaplarınızda harcanan dakikaları kısaca beyninizi fazlasıyla uyaracak herşeyi en aza indirmeye çalışın.
2. Özellikle akşam 9 itibariyle cep telefonunuza, tv ve bilgisayar gibi tüm elektronik eşyalarınıza sabaha kadar hoşçakal demeyi alışkanlık haline getirin. Pek çok müşterim bu madde için YAPAMAM HAYATTA OLMAZ diyerek çığlıklar atıyor ilk başlarda. Eğer sizde okuduğunuzda aynı tepkiyi verdiyseniz şöyle yaparak bu alışkanlığı size kazandırmaya çalışalım; Eğer yatana kadar beyninizi uyaracak tüm elektronik aletleri açık tutmayı sevenlerdenseniz, ilk gün 10 dakika ile başlayın ve bu süreyi giderek arttırın. İlk gün yatmadan 10 dakika önce ertesi gün 20 dakika gibi. Herşeyden uzakta geçireceğiniz bu süre kendinize ya da ailenize ayıracağınız kaliteli zamanıda arttıracak unutmayın.
3. Uyuduğunuz odanın karanlıkta olmasının ne kadar önemli olduğunu yıllardır öğrencilerime ve çevreme anlatıyorum. Beyninizde bulunan endokrin bezlerden bir tanesi özellikle siz uyurken kansere koruyucu bir hormon salgılıyor (melatonin) ve karanlık bu hormonun etkisini oldukça arttırıyor.
4. Sağlığınız hayatınızda ki ilk öncelik ve sabaha kadar bekleyebilecek herşeyi ertelemeyi, kendinize daha çok değer vermeyi öğrenin.
5. Uyku öncesi yastığınıza birkaç damla lavanta yağı damlatın. Özellikle stresli bir gün geçiriyorsanız gün içinde de lavanta yağı sizi rahatlatacaktır.
6. Ilık sütün içine çok az tuz ve tarçın ekleyin, uyku sıkıntısı çektiğiniz günler özellikle bu sütü tüketin.
7. Papatya çayını hafife almayın. İnanılmaz rahatlatıcı ve uyku sorunları için birebir.
8. Evinizde ki lambaların çok parlak olmasından kaçının özellikle odanızı hafifçe  aydınlatan köşe lambaları bu anlamda çok ideal.
9. Dinlendirici müzikleri uyumadan önce dinlemek gevşemeniz için her zaman iyi bir yoldur.
10. Parasempatik sinir sisteminizi (gevşemenizi ve rahatlamanızı sağlayan sinir sistemi) harekete geçiren nefes tekniklerinden biri olan okyanus nefesini deneyin. (Eski öğrencilerim bu nefes tekniği hatırlayacaktır). Burnunuzdan nefes alın ve verirken ağzınız kapalı bir gözlük camını temizler gibi üflediğinizi düşünerek boğazınızda hava çıkışını azaltıp okyanus dalgalarına benzer bir ses çıkarmaya çalışın. Gün içerisinde pratiğini yapabilir ya da yoga eğitmeninize bu nefes tekniği hakkında danışabilirsiniz.
Kaliteli ve güzel bir uykunun hayatınızda yarattığı değişim düşündüğünüzden çok daha büyük olacak unutmayın.

 

Karaciğerin gerçekleştirdiği sayısız işlevi nedeniyle ne kadar önemli bir organ olduğunu sanıyorum bilmeyen yoktur. Bedenimizi toksinlerden arındırmak, kan şeker seviyesini düzenlemek, karbonhidratları, yağları ve proteni metabolise etmek, vitamin ve mineralleri sentezlemek ve hormanları düzene sokmak bu organın bedenimizi sağlıklı tutmak adına üstlendiği görevlerden sadece birkaçı. Özellikle detoksifikasyon görevini yerini getirmek için tam performansla çalışması gereken bu özel organımızı maalesef pek çok kişi beslenme şekli, alkol ve kahve gibi alışkanlıkları nedeniyle çokta iyi koruyamıyor. Hormon düzensizlikleri, uyku problemleri, aşırı yorgunluk hali, akne ve benzeri cilt problemleri karaciğerinizin yavaşladığını kısaca yorulduğunu gösteren birkaç işaret. Avusturalya da sağlıklı yaşam koçluğu yaptığım kişilere hep şunu hatırlatıyorum; “Bedeninizi dinlemeyi öğrenin”. Hastalıklar tanısı konmadan ve semptomlarını ortaya çıkarmadan önce bedeniniz mutlaka size birşeylerin ters gitmeye başladığını gösteren işaretler verir. Sizi uyarıcı nitelikte ki bu işaretleri ciddiye alarak bir an önce önleminizi almak ise kendinize ve geleceğinize vereceğiniz en güzel hediye.

Peki uzun lafın kısası karaciğerimize bedenimizi korumak için verdiği mücadelede nasıl destek olabiliriz! Mutfaklarınızda ve alışkanlıklarınızda yaratacağınız birkaç değişiklik ile başlayabilirsiniz;

* Öğünlerinizden yapraklı yeşil sebzeleri eksik etmeyin ( brokoli, ıspanak ve roka gibi)

* Tabaklarınızı çeşitli meyve ve sebzelerle renklendirin ( havuç, yaban mersini,mevsim meyveleri)

* Soğan ve sarımsağı yemeklerinizden eksik etmeyin ( önemli not; sarımsağı yemeğe en son ekleyin. Isıyla 10 dakikadan fazla temas eden sarımsak maalesef tüm faydasını kaybediyor)

* Zencefil en büyük dostunuz olsun ( ben pilavıma bile katmaya başladım)

* Ceviz, badem ve chia tohumları karaciğer dostu unutmayın

* Proteinden zengin besinleri her öğün tüketmeye özen gösterin (kinoa, balık, tavuk..)

* Kendinize sadece her gün bir kahve hakkı tanıyın

* Alkolü sıkça tüketiyorsanız vedalaşmaya hazırlanın

* Şeker tüketimi konusunda sağlıklı seçeneklere yönelin ve beyaz şekeri hayatınızdan ve mutfağınızdan uzak tutun (stevia en sağlıklı alternatif)

* Vit B takviyesi alın (beslenme uzmanınıza bu konuda danışın)

* Paketlenmiş,işlemden geçmiş ve raflarda beni al diye bekleyen herşeyi yaşamınızda minimuma indirmeye çalışın

* Karaciğerinizin sizin için en çok çalıştığı gece vakitlerinde ona yardımcı olabilmek için özellikle gece 11 ve 4 arası uykuda olmaya özen gösterin. Bu saatleri uyanık geçiren kişilerin ertesi gün çok yorgun olmasının sebebi karaciğeriniz detoks vazifesini yaparken sizin ona uykusuz kalarak zorluk çıkarmanızdır.

Karaciğeriniz yukarıda sıraladığım tüm bu özeniniz ve sevginize karşılık parıldayan bir cilt, sağlıkla ve tam fonksiyonla çalışan hormonlar, kilo kontrolü ve ışıldayan saçlar olarak size teşekkür edecek.