Duygu Arpacı İlkkurşun

HOŞ GELDİN HAYATIMA YOGA

Yogaya başlama hikayem… Bu hikayenin başı, sadece benim hikayem değil. Bu hikaye mutsuz, hayatının ve bedeninin içinde kaybolmuş, mesleği kendine hiç uygun olmadığı için ayağında prangalarla gezen, yaşamına sahip çıkamamanın verdiği yükle ezilen herkesin hikayesi…

Hikayenin sonunu bilmem ama, hikayenin devamını istediği gibi yazabilen insanlardan biriyim ben.

Uzun yıllar neyi aradığımı bilmeden yoga ile tanışmayı bekledim. Ne yaparsam yapayım, ne yöne gidersem gideyim hep bir şeyler eksik ve cevapsız kaldı. Okuduğum okul, yaptığım iş, aldığım nefes hep eksikti. Zorunluluklarla katlandığım işim, zaman geçtikçe kendi içimde bir zindana dönüştü. Bana ait değildi. Nefes nefeseydim. Pek çokları gibi izin yapacağım günü bekleyip, nefes alabildiğim anlarda bedenimi ve ruhumu onarmaya çalışıyordum.

Mucizeler beklemedim hayattan. Zaten her şey çok sıradan ve olması gerektiği gibi gelişti. Aynı iş yerinde çalıştığım yoga eğitmeni bir arkadaşımla konuşurken “sırtımın ağrısına artık dayanamıyorum.” dedim ve hayatımı değiştiren o basit cümle döküldü dudaklarından: “Neden yoga yapmıyorsun?” Konuya ne kadar uzak olduğumu cevabımdan anlayın: “Yoga ne ki?”

Konu hakkında tek bir satır okumadan derse gittim. Dersin sonu geldiğinde artık hayatta ne yöne gideceğimin çok net farkındaydım.

Artık bir hayalim vardı… Okudum, öğrendim, hissettim ve çalıştım, çalıştım, çalıştım… Sevgili evren de sağ olsun, beni hedefime hızla yaklaştırmak amacıyla daha da mutsuz olmam için elinden geleni yaptı. Artık pılımı pırtımı toplayıp yeni bir yol çizmenin vakti gelmiş de geçiyordu.

Sevmediğim bir işi yapıp, hayatıma sızlanarak devam edemezdim. Planlarımı yapıp istifamı verdiğim dönemde, evren de bana cömertliğini gösterdi. Önce canım oğlumu sonra da öğrendiğim her şeyi aktarabilmem için öğrenciler/yol arkadaşları verdi bana. Ve daha çok öğrenebilmem için öğretmenler, deneyimler, fırsatlar çıkardı karşıma. En önemlisi de, ben bütün bunlarla boğuşurken hayat arkadaşım/eşim elimi hiç bırakmadı. Bazen evrenin, yardımlarını bana onun kanalıyla ulaştırdığını bile düşünüyorum.

Söyledim size bu hikaye sıradan başladı. Devamına karar verdim ve yazdım. Sonuna henüz gelmedim. Herkes hayatını değiştirme gücünü içinde bulabilir. Bazen benim gibi bardağı taşıran son damlayı görmek gerekir.

Yoga, sorduğum tüm soruların yanıtlarını içinde barındıran, yol gösteren, birleştiren, verdikçe çoğalan, ilham veren, kalbimdeki sesi duymamı, kendimi bilmeni tanımamı sağlayan bir ışık benim için.

Herkesin hayatını aydınlatacak ışığı ve onu takip edecek cesareti bulabilmesi dileğiyle.

Duygu ARPACI İLKKURŞUN

Yoga öğrencisi ve eğitmeni

İletişim bilgileri:

[email protected]

instagram: duygu_yoga

www.facebook.com/Duygudyoga

 

Duygu Arpacı İlkkurşun

HOŞ GELDİN HAYATIMA YOGA

Yogaya başlama hikayem… Bu hikayenin başı, sadece benim hikayem değil. Bu hikaye mutsuz, hayatının ve bedeninin içinde kaybolmuş, mesleği kendine hiç uygun olmadığı için ayağında prangalarla gezen, yaşamına sahip çıkamamanın verdiği yükle ezilen herkesin hikayesi…

Hikayenin sonunu bilmem ama, hikayenin devamını istediği gibi yazabilen insanlardan biriyim ben.

Uzun yıllar neyi aradığımı bilmeden yoga ile tanışmayı bekledim. Ne yaparsam yapayım, ne yöne gidersem gideyim hep bir şeyler eksik ve cevapsız kaldı. Okuduğum okul, yaptığım iş, aldığım nefes hep eksikti. Zorunluluklarla katlandığım işim, zaman geçtikçe kendi içimde bir zindana dönüştü. Bana ait değildi. Nefes nefeseydim. Pek çokları gibi izin yapacağım günü bekleyip, nefes alabildiğim anlarda bedenimi ve ruhumu onarmaya çalışıyordum.

Mucizeler beklemedim hayattan. Zaten her şey çok sıradan ve olması gerektiği gibi gelişti. Aynı iş yerinde çalıştığım yoga eğitmeni bir arkadaşımla konuşurken “sırtımın ağrısına artık dayanamıyorum.” dedim ve hayatımı değiştiren o basit cümle döküldü dudaklarından: “Neden yoga yapmıyorsun?” Konuya ne kadar uzak olduğumu cevabımdan anlayın: “Yoga ne ki?”

Konu hakkında tek bir satır okumadan derse gittim. Dersin sonu geldiğinde artık hayatta ne yöne gideceğimin çok net farkındaydım.

Artık bir hayalim vardı… Okudum, öğrendim, hissettim ve çalıştım, çalıştım, çalıştım… Sevgili evren de sağ olsun, beni hedefime hızla yaklaştırmak amacıyla daha da mutsuz olmam için elinden geleni yaptı. Artık pılımı pırtımı toplayıp yeni bir yol çizmenin vakti gelmiş de geçiyordu.

Sevmediğim bir işi yapıp, hayatıma sızlanarak devam edemezdim. Planlarımı yapıp istifamı verdiğim dönemde, evren de bana cömertliğini gösterdi. Önce canım oğlumu sonra da öğrendiğim her şeyi aktarabilmem için öğrenciler/yol arkadaşları verdi bana. Ve daha çok öğrenebilmem için öğretmenler, deneyimler, fırsatlar çıkardı karşıma. En önemlisi de, ben bütün bunlarla boğuşurken hayat arkadaşım/eşim elimi hiç bırakmadı. Bazen evrenin, yardımlarını bana onun kanalıyla ulaştırdığını bile düşünüyorum.

Söyledim size bu hikaye sıradan başladı. Devamına karar verdim ve yazdım. Sonuna henüz gelmedim. Herkes hayatını değiştirme gücünü içinde bulabilir. Bazen benim gibi bardağı taşıran son damlayı görmek gerekir.

Yoga, sorduğum tüm soruların yanıtlarını içinde barındıran, yol gösteren, birleştiren, verdikçe çoğalan, ilham veren, kalbimdeki sesi duymamı, kendimi bilmeni tanımamı sağlayan bir ışık benim için.

Herkesin hayatını aydınlatacak ışığı ve onu takip edecek cesareti bulabilmesi dileğiyle.

Duygu ARPACI İLKKURŞUN

Yoga öğrencisi ve eğitmeni

İletişim bilgileri:

[email protected]

instagram: duygu_yoga

www.facebook.com/Duygudyoga

 

Protein Deposu Kinoa!

Kesinlikle Japon mutfağı dünya yemekleri sıralamasında listemde 1. sırada ve japonların ne kadar sağlıklı beslendiğini sanırım anlatmama bile gerek yoktur. Bende fırsat buldukça japon arkadaşlarımdan öğrendiğim tarifleri kendi mutfağımda da denemeye çalışıyorum. Kinoayı yıllardır bilinen klasik şekliyle sürekli tüketmeye çalışsamda japon bir arkadaşımın önerdiği bu tarife bayıldım. 

Not: Unutmayın her öğün protein tüketmek çok önemli…

Malzemeler;

  • 1 Kupa kinoa
  • 1.5 Kupa su
  • 1/4 Soğan
  • 2 Havuç
  • 3 Adet yeşil soğan
  • 3 Adet sarımsak
  • 1/2 Çay kaşığı taze zencefil
  • 1 Yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 Yumurta (çırpılmış)
  • 1/2 Kupa bezelye
  • Himalaya tuzu
  • 1.5 Çay kaşığı teriyaki sos
  • 2.5 Çay kaşığı soya sosu
  • 1/4 Çay kaşığı susam yağı

 

Method;

1. Soğuk suda kinoayı birkaç kez yıkayın

2. Tencerenin içerisine kinoa ve suyu ekleyin, kaynadıktan sonra tuzu ekleyerek hafif ateşte 15-20 dakika kadar kinoalar yumuşayana kadar bekletin

3. Başka bir tencerede 1/2 yemek kaşığı zeytinyağını, soğanı ve havuçları 2 dakika pişirin ve sarımsak ile zencefili ekleyerek 2 dakika kadar daha yüksek ateşte pişirmeye devam edin

4. Tencereye 1/2 yemek kaşığı zeytinyağını ve kinoaları ekleyin

5. Sosları, bezelyeleri ve 2 yumurtayıda yemeğinize ekleyerek karıştırmaya devam edin.

6. Bezelyeler yeterince ısınınca ateşi kapatın ve yeşil soğanı ilave ederek servis edebilirsiniz.

 

Tamamen damak zevkinize göre tarifi değiştirebilirsiniz.