Çok geç olmadan hayat tarzını ve düşünce şeklinizi değiştirin. Bugün, hemen şimdi!

2013 yılı ve doktorun biopsi sonuçlarını açıklamasıyla kanser ile tanışarak hayatı değişen 20 yaşında bir genç kız. ” Korku, ümitsizlik, kızgınlık, üzüntü ve ölüm”. O gün ki duygularının kelimelere dökülmüş halini böyle özetliyor Mary. “Ama ben pozitif olmayı, savaşmayı ve kendimi iyileştirmeyi seçtim ” diyebilecek kadar da hayata bağlı ve gencecik yaşına rağmen yaşadıklarını olgunlukla kabul edebilecek kadar da ayakları yere sağlam basan bir kişi. Kanser kelimesini bu gencecik yaşında kabullenip birkaç yıl önce kendi tabiriyle savaşına başlamış. Kendini iyileştirmekle kalmıyor aynı zamanda tüm tecrübelerini, test sonuçlarını, sağlıklı beslenme ve olumlu düşünme ile hayatında neler değiştiğini de takipçileri için sürekli paylaşıyor.

Peki kısaca kim Mary?

Herhangi biri! Yaşamına hepimiz gibi dünyanın başka bir köşesinde devam etmeye çalışan güzel bir genç kız. 2010 yılında ilk smear testi sonuçları ile servikal displazi (anormal smear testi) kelimelerini ilk defa doktorundan duyuyor. İki yıl sonra doktorunun kesinlikle beslenme şeklini değiştirmelisin ve daha fazla sebze tüketmen bu aşamada iyileşmene yardımcı olabilir demesiyle kendi araştırmalarına başlamış. Mary her ne kadar doktorunun bu tavsiyesine bir süre uysa da o yıllarda ki düşünce tarzını şöyle özetliyor; “Sağlıklı yemeklerle büyüyen bir çocuk olmadım ve bunun için doktorun bu önerisini bir süre uyguladıktan sonra “zamanım yok”,  ”sağlıklı beslenecek param yok”,  ”ne yiyeceğimi, nasıl pişireceğimi bilmiyorum” gibi mazeretlerle eski düzenime geri döndüm” diyor.

2013 yılında yapılan smear testi ile kanser tanısının konulması Mary’nin hayatını tamamen değiştirmesine neden oluyor. Gelecek korkuları, sorular ve düşünülen ya da uygulanan tüm tıbbi müdahalelere rağmen azimle ve ısrarla hayata tutunmaya, inanmaya devam ediyor bu güzel kız. Bağışıklık sistemini güçlendirecek besinleri özenle seçip, her öğününü dikkatle hazırlamaya başlıyor ve kendini telkin metodları geliştiriyor. Sonuç ise inanılmaz! Üç aylık bu özenli beslenme ve kaliteli yaşam şeklinin sonucunda testleri düşük dereceli displazi olarak çıkıyor kısaca bedeni bu özeninden dolayı ona teşekkür ediyor!!!

Biz Mary ile nasıl tanıştık?

Yıllardır sağlıklı yaşamı, olumlu düşünmeyi ve doğru beslenmeyi savunan ve çevresine birazda olsa bu konularda ilham vermeye çalışan biri olarak sosyal medyayı en güçlü şekilde kullanmaya çalışıyorum. Facebook, instagram ve benzeri sosyal medya hesapları ise benim için fizyoterapist, yoga eğitmeni ve yaşam koçu kimliklerimle insanlara ulaşabildiğim, bildiklerimi öğretebildiğim ve paylaşabildiğim eşsiz bir platform. Çok mutluyum ki Mary’de bu amacımı gerçekleştirebildiğimi bana gösteren en güzel örneklerden biri. Beni aylardır takip eden ve bu sayede tanıştığım harika bir insan. Sağlık yolculuğumuzun bir şekilde kesiştiği bu genç kız ile birlikte umuyorum pek çok kişiye daha sesimizi duyabilmeyi başaracağız.

Holistik yaklaşım ve sağlıklı beslenme ile kanseri yenmeye çalışan ve bu hikayesini de I LOVE MY CANCER web sitesinde paylaşarak herkese örnek olmak isteyen Mary’nin asıl amacı hepimize şunu hatırlatmak; “Herkes vücunda kanser hücresine sahip ve bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde maalesef saptanamıyor. Hayatı nasıl yaşadığınız, yedikleriniz ve bağışıklık sisteminizin durumu bu hücrelerin sayısını her geçen gün değiştiriyor. Yaşamınızın herhangi bir anında kanser ile tanışıp tanışmamakta bir bakıma sizin elinizde.”

Diyetleri (uzman kontrolündekiler hariç), nasıl zayıflayabilirim sorularını artık bir kenara bırakın ve sağlığı bir yaşam felsefesi haline getirin. Yarını beklemeden, hastalıkların semptom düzeyine ulaşmadan, elinize tanısı konmuş hastalıklarınız için yazılmış reçeteleri almadan, kanser gibi yıpratıcı hastalıklarla tanışmadan kısaca çok geç olmadan hayat tarzını ve düşünce şeklinizi değiştirin. Bugün, hemen şimdi!

Dear Mary!

Thanks so much for sharing your health journey with us. You are an incredible young woman who inspires me every single day.

Let’s keep rolling inspire ball together!!!

 

Yeni yılda daha sağlıklı olmak için

2016 yılında mutfağınızda yaratacağınız birkaç ufak ve basit değişiklik  ile daha sağlıklı yaşayabilirsiniz.

  • Akşam yemeğinizden 30 dakika önce 1 tatlı kaşığı organik elma sirkesini su ile karıştırıp içerek sindirim sisteminizi ateşleyebilirsiniz
  •  Kilo kontrolü için şu formülü tabaklarınıza uygulayın 1/4 protein, 1/4 karbonhidrat, 1/2 sebze ve kilo vermek istiyorsanız öğleden sonra 15.00 itibariyle karbonhidrat tüketmeyin
  • Şeker ve tuzu sağlık alternatiflerle değiştirin. Şeker yerine stevia ya da esmer şeker, sofra tuzu yerine ise himalaya tuzu kullanın
  • Beyaz ekmekten uzak durun, mümkünse glutensiz ekmekleri ya da tam buğday ekmeğini tercih edin.
  • Her öğününüzde proteini ihmal etmeyin. Tahin ve kinoa da protein kaynakları unutmayın.
  • Paketlenmiş,işlemden geçmiş ve raflarda beni al diye bekleyen herşeyi yaşamınızda minimuma indirmeye çalışın
  •  Vit B takviyesi alın (beslenme uzmanınıza bu konuda danışın)
  • Yemeklerinizin yanında sıvı tüketmemeye özen gösterin. Neden mi? Midenizin yapısında bulunan ve sindirime yardımcı olan gastrik asit (Hidroklorik asit, Potasyum klorit..) yemek esnasında tükettiğiniz sıvıların etkisiyle sindirim anında yetersiz kalır ve besinleri gerektiği şekilde parçalayamaz. Bu nedenle yemeklerinizden 20 dakika önce ve 20 dakika sonra su içmemeye, sıvı tüketmemeye özen gösterin
  •  Tabaklarınızı çeşitli meyve ve sebzelerle renklendirin ( havuç, yaban mersini,mevsim meyveleri)

 

 

Fotoğrafçı: Zeynep Kaya Açıkalınlı

Yaban Mersinli Protein Pudingi

Her gün düzenli olarak en az 1 saat programım içine dahil etmeye çalıştığım yoga ya da pilates dersleri sonrası, protein ihtiyacımı karşılamak için bu aralar çeşit çeşit tarifler üretmeye başladım diyebilirim. Sadece spor ya da yoga sonrası değil “tatlı birşeyler yemem gerek” dediğim o anlarda (demeyen var mı?) imdadıma yetişen bu tarifi sizde mutlaka deneyin. Oldukça basit!

Yaban Mersinli Protein Pudingi

* 1 Ölçek protein tozu (Sun Warrior benim her zaman favorim.)

* Çok az tuz (himalaya tuzu)

* 8-10 Tane yaban mersini (dondurulmuşta olabilir)

* 1 Çay kaşığı tarçın

* 1/2 Çay kaşığı stevia

* 1 Çorba kaşığı fıstık ezmesi (yoğunluğu isteğinize bağlı)

* Ben puding kıvamına gelmesi için xanthan gum kullanıyorum. ( Türkiye’de ksantan gam olarak satılıyor. Bir nevi kıvam arttırıcı.) Bulamazsanız sorun değil fıstık ezmeside o yoğunluğu az çok veriyor.

Maalesef pek çok kişi yaşadığımız stresli hayat koşullarından dolayı salgın hastalık gibi çoğalan depresyon, panik atak ve diğer psikolojik sıkıntılarla günlük yaşamı içerisinde mücadele etmek zorunda kalıyor. Her zaman belirttiğim gibi bu tarz sıkıntılar için profesyonel bir yardım almak ilk aşama olmalı fakat sizde yaşam şeklinizi değiştirerek biraz olsun iyileşme sürecinize katkıda bulunabilirsiniz. 

1. Kafein içeren içeceklere bir süre veda edin ( kahve, enerji içecekleri); Daha da stresli ve huzursuz hissetmenize neden olduklarını unutmayın.
2. İşlem görmüş ve paketlenmiş gıda reyonlarından uzak durun; İnflamasyonu arttıran bu gıdaların ruh haliniz üzerinde ki etkilerini bir süre ara verdiğinizde daha iyi hissedeceksiniz.
3. Yapay tatlandırıcıları hayatınızdan çıkartın; Aspartame ve etkileri için yapılan çalışmaları youtube da izlemek size yardımcı olacaktır.
4. Daha fazla su tüketin; Dehidrasyon yorgunluk, beyin bulanması ve gereksiz endişe haline sebep olur.
5. Her öğününüze protein, iyi yağlar ve kompleks karbonhidratları ekleyin; Tüm bunlar kan şekeri düzeyinizi stabil tutmaya yardımcı olur ve unutmayın kan şekeriniz düştüğünde ruh halinizde etkilenir. İyi yağlar ve kompleks karbonhidratlar size iyi hissetmenizi sağlayacak hormon ve nörotransmitter yapımına yardımcı olur.
6. 8 saat uyku; Düzenli uykunun kişileri çok daha verimli ve mutlu hale getirdiği yapılan pek çok çalışmada kanıtlandı.
7. Her gün stressiz yaşam alanınızda zaman geçirin. En az 30 dakika kendinize herşeyden uzakta vakit ayırın.
8. Egzersiz yapmayı hayatınızın bir parçası haline getirin. Bunun için pahalı spor merkezlerine üye olmaktan ziyade günlük yürüyüşler yaparak ya da evde uygulayabileceğiniz hareketler seçerek aktif bir hayat tarzını benimseyebilirsiniz.
9. Eğer hala yogayı denemediyseniz artık daha fazla beklemeyin. Kişisel farklılıklarınız doğrultusunda size yardımcı olabilecek bir merkezde yogayı ve etkilerini gözlemleyin. 

Not; Çevrenizde ki olumsuzlukları azaltmaya, değiştirebilecekleriniz için mücadele etmeye ve değiştiremeyeceklerinizi kabul etmeye çalışın.


Duygu Arpacı İlkkurşun

HOŞ GELDİN HAYATIMA YOGA

Yogaya başlama hikayem… Bu hikayenin başı, sadece benim hikayem değil. Bu hikaye mutsuz, hayatının ve bedeninin içinde kaybolmuş, mesleği kendine hiç uygun olmadığı için ayağında prangalarla gezen, yaşamına sahip çıkamamanın verdiği yükle ezilen herkesin hikayesi…

Hikayenin sonunu bilmem ama, hikayenin devamını istediği gibi yazabilen insanlardan biriyim ben.

Uzun yıllar neyi aradığımı bilmeden yoga ile tanışmayı bekledim. Ne yaparsam yapayım, ne yöne gidersem gideyim hep bir şeyler eksik ve cevapsız kaldı. Okuduğum okul, yaptığım iş, aldığım nefes hep eksikti. Zorunluluklarla katlandığım işim, zaman geçtikçe kendi içimde bir zindana dönüştü. Bana ait değildi. Nefes nefeseydim. Pek çokları gibi izin yapacağım günü bekleyip, nefes alabildiğim anlarda bedenimi ve ruhumu onarmaya çalışıyordum.

Mucizeler beklemedim hayattan. Zaten her şey çok sıradan ve olması gerektiği gibi gelişti. Aynı iş yerinde çalıştığım yoga eğitmeni bir arkadaşımla konuşurken “sırtımın ağrısına artık dayanamıyorum.” dedim ve hayatımı değiştiren o basit cümle döküldü dudaklarından: “Neden yoga yapmıyorsun?” Konuya ne kadar uzak olduğumu cevabımdan anlayın: “Yoga ne ki?”

Konu hakkında tek bir satır okumadan derse gittim. Dersin sonu geldiğinde artık hayatta ne yöne gideceğimin çok net farkındaydım.

Artık bir hayalim vardı… Okudum, öğrendim, hissettim ve çalıştım, çalıştım, çalıştım… Sevgili evren de sağ olsun, beni hedefime hızla yaklaştırmak amacıyla daha da mutsuz olmam için elinden geleni yaptı. Artık pılımı pırtımı toplayıp yeni bir yol çizmenin vakti gelmiş de geçiyordu.

Sevmediğim bir işi yapıp, hayatıma sızlanarak devam edemezdim. Planlarımı yapıp istifamı verdiğim dönemde, evren de bana cömertliğini gösterdi. Önce canım oğlumu sonra da öğrendiğim her şeyi aktarabilmem için öğrenciler/yol arkadaşları verdi bana. Ve daha çok öğrenebilmem için öğretmenler, deneyimler, fırsatlar çıkardı karşıma. En önemlisi de, ben bütün bunlarla boğuşurken hayat arkadaşım/eşim elimi hiç bırakmadı. Bazen evrenin, yardımlarını bana onun kanalıyla ulaştırdığını bile düşünüyorum.

Söyledim size bu hikaye sıradan başladı. Devamına karar verdim ve yazdım. Sonuna henüz gelmedim. Herkes hayatını değiştirme gücünü içinde bulabilir. Bazen benim gibi bardağı taşıran son damlayı görmek gerekir.

Yoga, sorduğum tüm soruların yanıtlarını içinde barındıran, yol gösteren, birleştiren, verdikçe çoğalan, ilham veren, kalbimdeki sesi duymamı, kendimi bilmeni tanımamı sağlayan bir ışık benim için.

Herkesin hayatını aydınlatacak ışığı ve onu takip edecek cesareti bulabilmesi dileğiyle.

Duygu ARPACI İLKKURŞUN

Yoga öğrencisi ve eğitmeni

İletişim bilgileri:

[email protected]

instagram: duygu_yoga

www.facebook.com/Duygudyoga

 

Protein Deposu Kinoa!

Kesinlikle Japon mutfağı dünya yemekleri sıralamasında listemde 1. sırada ve japonların ne kadar sağlıklı beslendiğini sanırım anlatmama bile gerek yoktur. Bende fırsat buldukça japon arkadaşlarımdan öğrendiğim tarifleri kendi mutfağımda da denemeye çalışıyorum. Kinoayı yıllardır bilinen klasik şekliyle sürekli tüketmeye çalışsamda japon bir arkadaşımın önerdiği bu tarife bayıldım. 

Not: Unutmayın her öğün protein tüketmek çok önemli…

Malzemeler;

  • 1 Kupa kinoa
  • 1.5 Kupa su
  • 1/4 Soğan
  • 2 Havuç
  • 3 Adet yeşil soğan
  • 3 Adet sarımsak
  • 1/2 Çay kaşığı taze zencefil
  • 1 Yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 Yumurta (çırpılmış)
  • 1/2 Kupa bezelye
  • Himalaya tuzu
  • 1.5 Çay kaşığı teriyaki sos
  • 2.5 Çay kaşığı soya sosu
  • 1/4 Çay kaşığı susam yağı

 

Method;

1. Soğuk suda kinoayı birkaç kez yıkayın

2. Tencerenin içerisine kinoa ve suyu ekleyin, kaynadıktan sonra tuzu ekleyerek hafif ateşte 15-20 dakika kadar kinoalar yumuşayana kadar bekletin

3. Başka bir tencerede 1/2 yemek kaşığı zeytinyağını, soğanı ve havuçları 2 dakika pişirin ve sarımsak ile zencefili ekleyerek 2 dakika kadar daha yüksek ateşte pişirmeye devam edin

4. Tencereye 1/2 yemek kaşığı zeytinyağını ve kinoaları ekleyin

5. Sosları, bezelyeleri ve 2 yumurtayıda yemeğinize ekleyerek karıştırmaya devam edin.

6. Bezelyeler yeterince ısınınca ateşi kapatın ve yeşil soğanı ilave ederek servis edebilirsiniz.

 

Tamamen damak zevkinize göre tarifi değiştirebilirsiniz.

 

Egzama kremini kendin yapmak ister misin?

Stres eğer hayatınızın bir parçası haline gelmeye başladıysa bedeninizin de sizi uyarmaya başladığı ilk yer cildiniz olur. Gerek düzensiz beslenmenin gerekse stres dolu geçen günlerinizin bedeniniz içerisinde ve organlarınızda yarattığı değişimi cildinizde ki farklılarla çok rahat anlayabilirsiniz. Egzama da strese bağlı cilt problemleri arasında listenin en başlarında yer alıyor diyebiliriz. Eğer bu tarz bir sıkıntınız varsa tabi ki öncelikle cilt doktorunuzun teşhis ve tedavisiyle ilerlemeniz en doğru seçenek fakat farklı bir alternatif neden olmasın diyorsanız egzama için yaptığım krem tarifime bir göz atın derim. Avustralya’da katıldığım kursların birinde öğrendiğim bu tarifi çevremde egzama için alternatif olarak ya da hassas ciltlere sahip kişiler için özellikle son bir yıldır öneriyorum.

 

 

Malzemeler;

  • 1/4 bardak yulaf (toz haline getirilmiş)
  • 3/4 bardak organik hindistan cevizi yağı
  • 10 damla biberiye yağı
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı

 

Method;

1.Hindistan cevizi yağını ufak bir tavada eritin (yaklaşık 20 saniye kadar).

2.Bu karışıma 10 damla biberiye yağı ekleyin ve yulaf ile karıştırın.

3.Bu karışıma zeytinyağını ekleyin ve iyice karıştırın.

4.Krem kabı olarak kullanabileceğiz cam bir kaba karışımı boşaltın ve buzdolabında bir süre bekletin.

 

Not; Bedeniniz strese semptom düzeyinde cevap vermeden müdahale etmek ve problemlerin önüne geçmek en doğru yol unutmayın.

 

Sevgiler

 

Berna

3 Aşamalı Sağlık Protokolümden Birkaç Madde

Avustralya da ve Türkiye de (online olarak) yaşam koçluğu yaptığım müşterilerime uyguladığım 3 Aşamalı protokolümün 1. Aşamaşından birkaç maddeyi bugün sizlerle paylaşmak istedim. Holistik bir yaklaşımla hazırladığım bu protokoller her bireye ve ihtiyaçlarına göre farklılık gösterse de genel olarak herkesin fayda sağlayacağını umduğum  bir kaç maddeyi sizinde hayatlarınıza katmanızı öneririm.

 

  • Her sabah rutininize mutlaka limonlu suyu ekleyin.
  • Akşam yemeğinizden 30 dakika önce 1 tatlı kaşığı organik elma sirkesini su ile karıştırıp içerek sindirim sisteminizi ateşleyebilirsiniz.
  • Antibiyotik kullanmaya başlarken defalarca düşünün!!! Gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımının bağışıklık sistemine ağır zararlar verdigini ve daha sonra ki yaşamsal nedenli antibiyotik kullanımlarınızı riske soktuğunu aklınızdan çıkarmayın.
  • Her gün ara öğün olarak bir bardak  yeşil çay tüketin. Yapılan araştırmalarda, günde en az 1 kupa yeşil çay içilmesi halinde kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskinin azaldığı, total kolesterolün yeşil çay içmeyenlere göre yüzde 11 civarında düştüğü gözlemlendi. Yeşil çay, antioksidan etkisinden dolayı, kolon, göğüs, küçük hücreli akciğer kanseri, prostat kanseri gibi kanserlere karşı koruyucu etki sağlıyor.
  • Kilo kontrolü için şu formülü tabaklarınıza uygulayın 1/4 protein, 1/4 karbonhidrat, 1/2 sebze ve kilo vermek istiyorsanız öğleden sonra 15.00 itibariyle karbonhidrat tüketmeyin.
  • Buğday çimi suyunu haftada bir kez tüketmeye çalışın. Evde kolaylıkla yetiştirilebilen buğday çiminin faydaları saymakla bitmiyor.
  1. 30 ml taze sıkılmış buğday çimi suyu yaklaşık 1 kg yeşil sebze ile aynı besin değerini taşır.
  2. Buğday çiminin kimyasal bileşimi kana çok benzer ve harika bir kanser ilacıdır.
  3. Buğday çimi bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir.
  4. Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunur.
  5. Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
  6. Sıvı oksijenle dolu olan buğday çimi, doğanın en güçlü anti kanseri olan ‘laetril’ içermektedir.
  • Şeker ve tuzu sağlık alternatiflerle değiştirin. Şeker yerine stevia ya da esmer şeker, sofra tuzu yerine ise himalaya tuzu kullanın.
  • Beyaz ekmekten uzak durun, mümkünse glutensiz ekmekleri ya da tam buğday ekmeğini tercih edin.
  • Yemeklerinizin yanında sıvı tüketmemeye özen gösterin. Neden mi? Midenizin yapısında bulunan ve sindirime yardımcı olan gastrik asit (Hidroklorik asit, Potasyum klorit..) yemek esnasında tükettiğiniz sıvıların etkisiyle sindirim anında yetersiz kalır ve besinleri gerektiği şekilde parçalayamaz. Bu nedenle yemeklerinizden 20 dakika önce ve 20 dakika sonra su içmemeye, sıvı tüketmemeye özen gösterin.
  • Her öğününüzde proteini ihmal etmeyin. Tahin ve kinoa da protein kaynakları unutmayın.