Otoimmün Hastalığa Sahip Olabileceğinizi Gösteren 10 İşaret!

Multiple Sclerosis (MS Hastalığı), Tip 1 Şeker Hastalığı, Sedef Hastalığı ve Romatoid Artrit… Günümüzde isimlerini sıkça duyduğumuz bu hastalıkların ortak özelliğini biliyor musunuz? Bu hastalıklar 80’den fazla çeşidi olan otoimmün hastalıklardan en yaygın olan dört tanesidir. Benimde sedef hastalığı ile tanışıklığım ilkokul yıllarıma kadar dayanır. Özellikle 13-19 yaş arası yıllarımda vücudumda ki anlam veremediğim bu kırmızı plakaların hayatımı nasıl kabusa çevirdiğini anlatmama gerek yoktur sanırım. Her gece uyumadan önce sabah uyandığımda umarım yok olurlar diyerek dualar edip, ailemle birlikte yararlı olabilecek her yolu denediğimizi hatırlıyorum o yıllara dair. Özellikle yaz ayları benim hayatımda ki en ürkütücü zamanlardı diyebilirim. Tüm kış kıyafetlerın altına sakladığım sedeflerimi nasıl olur da tüm yaz boyunca kamufle ederim korkusu başlardı bahar mevsimiyle birlikte. İnsanların garip bakışları, enteresan sorular, bulaşıcı olmadığını ispatlamanız gereken ortamlar, kısaca bu hastalık çok küçük yaşlarda birçok tedirginliği de beraberinde getirdi diyebilirim. Defalarca denediğim fakat sonuç vermeyen tedavi yöntemlerinden sonra ailemin cesaretlendirmesi ile alternatif tedavi yöntemlerini denemeye ve beslenme şeklimi değiştirerek bu hastalıkla mücadele etmeye karar verdim. Sağlıklı yaşama olan tutkum ve alternatif tedavi yöntemleri ile olan gönül bağım bu sebeple çokta tesadüf değil aslında.

Peki uzun lafı kısası nedir bu otoimmün bozukluklar;

Hepimizin bildigi gibi bağışıklık sistemimiz vücudumuzu hastalık ve enfeksiyonlara karşı korur. Fakat ne yazık ki bazen ters hareket ederek vücudun kendi dokularına karşı uygun olmayan bağışıklık yanıtı oluşturur ve kendi vücut hücrelerini yok etmeye çalışır. Bu duruma otoimmün bozukluk adı verilir. Bağışıklık sistemi vücudun normal bileşenlerinin bir veya birden fazlasını artık “kendinden” saymayarak ve kendi hücreleri, dokuları ve/veya organlarına saldıran otoantikorlar oluşturur. Bu süreç sonrasında iltihaplanma ve hasarlar meydana gelir ve sonunda otoimmün bozukluklara yol açar. Her ne kadar henüz otoimmün hastalıklara tam olarak neyin sebep olduğu bulunamasa da yapılan birçok araştırma beslenme şeklinin bu hastalıkların oluşumunda çok önemli bir rol oynadığını kanıtlamıştır. (Bu konuda ki yazımı da çok kısa süre sonra sayfada paylaşacağım.)

Ortak belirtileri nelerdir?

Otoimmün hastalık türlerinin çeşitliliğinden dolayı belirtileri de değişkenlik gösterir. Bu hastalıklar kırmızı kan hücreleri, cilt, eklem, kas, bağ dokular ve endokrin bezleri gibi vücudun farklı bölgelerini etkileyebildiği için belirtileri de değişkendir. Ateş, hâlsizlik ve genel kırgınlık hissi en yaygın belirtileridir diyebiliriz.

Dr. Amy Myers en çok satan kitaplar arasında yer alan “The Autoimmune Solution” adlı kitabında otoimmün hastalığa sahip olabileceğinizi gösteren 10 işareti şöyle şıralamış;

Yazara göre bu semptomlardan birkaçı size tanıdık geliyorsa otoimmün bir bozukluğa sahip olabilirsiniz.

1.Eklem ağrısı, kas ağrısı ya da zayıflığı

2. Kilo kaybı, uykusuzluk ve sıcak intoleransı

3.Güneşe hassasiyet, tekrarlayan kızarıklıklar ve kaşıntılar

4.Konstrasyon ve odaklanma bozukluğu

5.Soğuk intoleransı, kilo alma ve çok çabuk yorulma

6.Saç dökülmesi, deri veya mukoza üzerinde değişik renk gösteren küçük lekeler

7.Karın ağrısı, dışkınızda kan ya da mukus belirtisi, ishal

8.Göz, ağız ve cilt kuruluğu

9.Ayak ve ellerinizde uyuşma ve karıncalanma

10. Çok sayıda düşük

Daha öncede belirttiğim gibi her otoimmün hastalık kendi içinde değişkenlik gösteren bulgu ve belirtilere sahiptir. Daha da önemlisi bu 10 maddede sıralanan genel semptomlar doğrultusunda bir otoimmün bozukluğa sahip olduğunuzu söylemek elbette doğru değil fakat günlük yaşamınızda sıkça karşılaştığınız ve sizi rahatsız eden sorunları dikkate almak açısından faydalı olacağını düşünüyorum.

Buğday çimi mucizesi

Evde kolaylıkla yetiştirilebilen buğday çiminin faydaları saymakla bitmiyor.

*30 ml taze sıkılmış buğday çimi suyu yaklaşık 1 kg yeşil sebze ile aynı besin değerini taşır.

*Buğday çiminin kimyasal bileşimi kana çok benzer ve harika bir kanser ilacıdır.

*Buğday çimi bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir.

*Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunur.

*Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.

*Sıvı oksijenle dolu olan buğday çimi, doğanın en güçlü anti kanseri olan ‘laetril’ içermektedir.

Yulafın faydaları nelerdir?

Özellikle hafta içi kahvaltıya zaman yaratabilmek en büyük sıkıntı birçoğumuz için. Çoğunlukla bu önemli öğünü ya atlıyoruz ya da simit veya poğaça gibi hamur işleriyle geçiştiriyoruz. Bugün sizlerle kahvaltılarınızda tercih edebileceğiniz yulaf ve faydalarını paylaşmak istiyorum. Kullanımının kolay olması ve sayısız faydaları ile hafta içi kahvaltılarınız için harika bir seçenek. Birkaç faydasını hemen sıralayalım;

 

*Yulaf E vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum bakır, çinko ve demir gibi mineraller içermektedir. Fotokimyasallar l, beta glikon 3 ve avenanthramides bakımından zenginlerdir.

 

*Yulaflar hem çözünebilir hem de çözünemez liflere katkıda bulunmaktadır. Çözünemez lifler sindirim sistemine yararlıdır, bağırsak hareketlerine yardımcı olur.

 

*Yulafın içinde bulunan çözünebilen lif kolesterol, arterleri tıkayıp kalp hastalıklarına neden olmadan önce onu yok etmektedir.

 

*Çocukların hazım güçlüklerini giderir.

 

*İdrar söktürür.

 

*Düşük kalorilidir ve mide de uzun süre kaldığı için tokluk hissi yaratır.

 

*Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur.

 

Fakat bu besleyici besini kahvaltılarınız için bir seçenek haline getirmeden önce not almanız gereken birkaç detay daha ekleyelim. Yulafı tüketmeden bir gece önce ıslatmanız gerektiğinizi biliyor muydunuz? Peki neden? Tüm tahıllar dış katmanında phytic acid denilen bir organik asit içerir. Bu işlenmemiş ham asit sindirim sisteminde kalsiyum, magnesyum ve çinko ile birleşerek emilimlerini bloke edebilir ve ciddi mineral eksikliklerine sebep olabilir. Her ne kadar ilk başta bağırsak sisteminizi düzenlediğini ya da çalıştırdığını hissetseniz bile uzun süreli tüketildiğinde İrritabıl bağırsak sendromu (İBS) denilen anormal bağırsak hareketlerine sebep olabilir. Bu nedenle yulafı kullanmadan bir gece önce en az (7 saat) ıslatmak enzimlerin, lactobacilli ve diğer faydalı organizmaların bu phytic acid’i nötralize etmesine ve yıkılımınına neden olur. Bu şekilde yulaf ve benzeri tahılların faydalarından maksimum oranda yararlanabilirsiniz. Detaylı bilgi için Body Ecology Diet ve Nourishing Traditions kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum.

 

 

 

Kötü beslenmenin çağın hastalığı olarak kabul edilen Alzheimer’ı tetiklediğini biliyor muydunuz?

Vücutta insülin direncine yol açan bol miktarda şeker içeren gazlı içecekler, içerisinde zararlı yağların olduğu kızartmalar ile çok sayıda işlemden geçmiş besinler vücudun damar duvarında ve sinir hücrelerinde ağır tahribata yol açıyor.

Mersin Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Alzheimer Derneği Mersin Şube Başkanı Prof. Dr. Aynur Özge 2050 yılında dünya üzerinde bu hastalığın en çok Meksika, Hindistan ve Türkiye’de görülmesinin tahmin edildiğini belirtti ve şunları kaydetti:

“Bu hastalığın neden bu kadar yaygın olacağı ve daha da yaygınlaşacağı konusu çok tartışılıyor. Son zamanlarda hazırlanan bazı raporlar, endişelerimizi haklı çıkardı. Çünkü özellikle çağın hastalığı olarak kabul edilen diyabet ve kötü beslenmenin alzheimeri tetiklediği ortaya çıktı. Vücutta insülin direncine yol açan bol miktarda şeker içeren gazlı içecekler, içerisinde zararlı yağların olduğu kızartmalar, çok sayıda işlemden geçmiş besinler, vücudun damar duvarında ve sinir hücrelerinde tahribata yol açıyor. Bütün bu olayların içerisinde hafıza ve bellekle ilgili birçok sorun da kendisini göstermeye başlıyor.”

Hastalığın yaşlılık döneminde kendiliğinden oluştuğu yönünde yanlış düşünceler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özge, “Bu hastalık yaşlanınca kendiliğinden gelen bir hastalık değildir. Bu hastalığı belirleyen çocukluk ve orta yaş dönemindeki beslenme alışkanlıklarımızdır. Eğer çocuklarımıza, gençlerimize sağlıklı beslenmenin önemini anlatabilirsek, o zaman kalp, damar ve beyin sağlıklarını koruyabiliriz. Doğru bir beslenme modelini uygulayamazsak alzheimer ve felç gibi çeşitli hastalıklar kendini gösterecektir” diye konuştu.

Fast food tarzı beslenmenin önlenmesiyle birçok hastalıktan korunulabileceğini dile getiren Prof. Dr. Aynur Özge, şöyle devam etti:

“Çok geç olmadan yeniden Anadolu beslenme şekillerine geri dönmemiz lazım. Batı tipi beslenmenin kimseye yararı yok. Fast food tarzı birçok işlemden geçmiş, şekerli, kızartılmış ürünlerin tüketimini azaltmalıyız. Okul kantinlerinden başlayarak bir devrim gerçekleştirebilir, işlenerek tatlandırılan veya kızartılan ürünlerden kurtulursak, 2050 yılında alzheimerin en fazla görüleceği ülkeler sıralamasında yer almayız. Bu hastalıktan korunmak için düzenli ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor. Yağı, proteini, karbonhidratı dengeli bir şekilde almalıyız. Bütün ürünleri doğal halleriyle tüketmeliyiz. Zeytinyağlı ve sebze ağırlıklı yemekler, işlemden geçmemiş doğal balık ve şeker ilave edilmemiş meyvelerin sularını tercih etmeliyiz. Anadolu usulü komposto olarak adlandırılan içecekler buna en iyi örnektir. Ayrıca, sınırlı miktarda siyah çikolata da doğru beslenmede aranan bir üründür.”

 

Kuru vücut fırçalamanın faydaları nelerdir?

Cildimiz bedenimizde bulunan en geniş organdır ve aynı zamanda sahip olduğumuz en önemli detoks araçlarından bir tanesidir. Günlük yaşamımızda sıkça kullandığımız cilt kremleri, kozmetik ürünler, anti-perspirant deodorantlar, duş jelleri hatta saç Cildimiz bedenimizde bulunan en geniş organdır ve aynı zamanda sahip olduğumuz en önemli detoks araçlarından bir tanesidir. Günlük yaşamımızda sıkça kullandığımız cilt kremleri, kozmetik ürünler, anti-perspirant deodorantlar, duş jelleri hatta saç spreyleri (şöyle bir düşünün kullandıklarınızı!!!) içerilerinde bulunan düzensiz pH seviyeleri ile cilt altında toksin olarak birikir ve cilt sorunları olarak karşınıza çıkar. Bunu engellemek için basit ama oldukça etkili Kuru Vücut Fırçalama Tekniğini deneyebilirsiniz. Kuru vücut fırçalamanın faydaları nelerdir? • Bedenimizde elektromanyetik bir etki yaratır, cildimizin nefes almasına yardımcı olur ve varislerin oluşumunu engeller. • Kuru vücut fırçalama, dolaşım sistemini uyarıp lenf akışını düzene sokar ve yağ hücrelerini vücudunuzdan söküp atmak üzere harekete geçirir. Bu nedenle kuru vücut fırçalamanın selülit üzerinde etkisi büyüktür. • Kuru cilt fırçası lenf bezlerinde biriken toksinlerden arınmak konusunda lenf sistemine destek olur, kan dolaşımını düzenler ve metabolik atıkların çıkış noktası olan gözeneklerin açılmasına yardımcı olur. • Sinir sisteminin canlanmasına yardımcı olduğu için aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir ve iyileşmeyi hızlandırır. (şöyle bir düşünün kullandıklarınızı!!!) içerilerinde bulunan düzensiz pH seviyeleri ile cilt altında toksin olarak birikir ve cilt sorunları olarak karşınıza çıkar. Bunu engellemek için basit ama oldukça etkili Kuru Vücut Fırçalama Tekniğini deneyebilirsiniz.

Kuru vücut fırçalamanın faydaları nelerdir?

• Bedenimizde elektromanyetik bir etki yaratır, cildimizin nefes almasına yardımcı olur ve varislerin oluşumunu engeller.
• Kuru vücut fırçalama, dolaşım sistemini uyarıp lenf akışını düzene sokar ve yağ hücrelerini vücudunuzdan söküp atmak üzere harekete geçirir. Bu nedenle kuru vücut fırçalamanın selülit üzerinde etkisi büyüktür.
• Kuru cilt fırçası lenf bezlerinde biriken toksinlerden arınmak konusunda lenf sistemine destek olur, kan dolaşımını düzenler ve metabolik atıkların çıkış noktası olan gözeneklerin açılmasına yardımcı olur.
• Sinir sisteminin canlanmasına yardımcı olduğu için aynı zamanda bağışıklık sistemini güçlendirir ve iyileşmeyi hızlandırır.

 

 

Kırmızı pancar her derde deva!

Soğuk kış günlerinde grip gibi viral enfeksiyonlarla mücadele etmek için bağışıklıklık sisteminizi güçlendiren besinleri tercih edin. Eğer bağışıklık sistemini etkileyen bir rahatsızlığınız bulunmuyorsa, sadece beslenmenizi düzenleyerek hastalıklara yakalanma riskini önemli oranda azaltabilirsiniz.

Özellikle kırmızı pancar beta karoten bakımından zengin yapısıyla bağışıklık sistemini güçlendirip kan yapımını destekler. Kırmızı pancar ile hazırlanan ve grip ile savaşan kış içeceği tarifi;

  • 1 tane  greyfurt
  • 1 tane  limon
  • 2 tane kabuğu soyulmuş kırmızı pancar
  • 2 tane salatalık
  • 1 tane yeşil elma
  • 2 tane havuç
  • 1 ince dilim taze zencefil

Hepsini katı meyve sıkacağında sıkın ve düzenli olarak tüketmeye özen gösterin.

 

Hızlı smoothie

 

Her sabah okula ya da işe yetişme telaşıyla kahvaltı yapmadan evden çıkıp, dışarıdaki yüksek yağlı ve kalorili simit, poğaça gibi besinlerle kahvaltınızı geçiştiriyorsanız bu hızlı smoothie tarifi tam size göre!!! Üstelik benzer bir kavanoz alarak smoothienizi istediğiniz her yere yanınızda götürebilirsiniz.

✔Birkaç yaprak ‪ıspanak

✔Birkaç dilim ‪ananas

✔Yarım limon suyu

✔2 çay kaşığı ‪keten tohumu‬

✔1 adet ‪‎muz‬

Limonun sayısız faydası

 

Sıcak su ve limon ikilisi vücudunuz için birçok açıdan faydalıdır. Vücudunuzu detoks etkisi ile temizlemek için güne her sabah bir  bardak limonlu su içerek başlayın. İşte limonun sayısız faydasından sadece birkaçı;

 

 PH seviyesini dengeler: Çok fazla asit enflamasyona sebep olabileceğinden iyi bir PH dengesi  vücutta çok önemlidir. Limonun yapısı asidik olarak bilinse de vücut için en alkalize gıdalardan biridir ve sindirim sonrası bazik etki yaratır.

✔ Bağışıklık sistemini destekler: Limon C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini canlandırır. Bağışıklık sistemi için önemli bir besin maddesi olan demirin vücutta emilmesini sağlar ve C vitamini sebze ve meyvelerden alınan demirin biyolojik olarak kullanılabilirliğini dörde katlar.

✔ Sindirime yardımcıdır: Limon suyunun atomik yapısı midenin sindirim salgılarına benzer olduğu için sindirim kanalında faydalıdır. Atıkları daha verimli temizleyerek bağırsakları arındırır ve sindirim salgılarının oluşumunu canlandırır.

✔ Cildi onarır: Bir bardak suya sıkılan yarım limon antioksidan özelliği ile yaşlanma belirtilerinden sorumlu olan serbest radikallerle savaşır. Limonda bolca bulunan C vitamini amino asitlerin kolajen oluşturacak şekilde sentezlenmesinde  etkilidir .

✔ Karaciğeri temizler: Limon suyu detoksa yardım ederek karaciğer temizleyici olarak çalışır ve sindirimde önemli bir asit olan safranın üretimini teşvik ederek karaciğeri arındırır ve canlandırır.

 

 

Avustralya’da 1.5 ay bitti ve ilk gözlemlediğim şey ; bu ülke sağlıklı yaşam konusunda giderek daha da bilinçli ve istekli oluyor. Şehirde taze sıkılmış sebze sularıyla gezen pek çok kişiyi görmek mümkün ya da restaurantlarda sağlıklı menü seçeneklerine ulaşmak artık çok daha kolay. Bu gerçekten ilham verici ve bu süre içinde okuduğum kitaplar ve makaleler de sağlıklı yaşam adına farklı fikirlere ulaşmamı sağladı. Vitamin ve mineral değeri yüksek ilginç sebzeler, kuvvetli antioksidanlar içeren tropikal meyveler, farklı smoothie tarifleri bunlardan sadece birkaçı. Peki tüm bunları sizinle nasıl paylaşabilirim? Çok basit; avidyayoga.com adresimizden, bernahealth insta hesabımdan, my detox diary grubumuzdan bu yazıları okuyabilirsiniz. Hepimiz için güzel başlangıçlarla dolu bir hafta olsun.